***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

***

...

13 Temmuz 2017 Perşembe

Gökhan Türkmen röportaj notlarım *Anne Bebek Dergisi 199/Temmuz Sayısı

Gökhan Türkmen dediğimde aklınıza ilk hangi şarkısı geliyor? Benim “Çatı katı…” Nasıl güzel bir şarkıdır o öyle değil mi? Bu şarkılardan ötürü de romantik ve sakin yapıda bir kişiyle karşılaşacağımı biliyordum ama olgunluk konusunda “Tamam ya adam her şeyi halletmiş!” diyeceğimi düşünmemiştim hiç. Altını çizmek isterim anlatılanların, söylenilenlerin, önemsediklerinin kendisini olgunlaştırdığını söylerken bir ukalalık çerçevesinde değil de aksine yanlış anlaşılmasın tavrının verdiği mahçuplukla dillendiriyor. Sosyal sorumluluk projelerini önemsiyor, insan olmanın önemini ve sorumluluğunu biliyor, kızları Nil Rona ve Leyla Ada’yla hayatının keyfini sürüyor, arada eşiyle kaçamaklar yapıyor, çocuklar arasındaki dengeyi sarsmamak için özenli davranıyor… Temmuz sıcağına yakışan bu sohbet için Gökhan Türkmen’e teşekkür ediyoruz.


3 Haziran 2017 Cumartesi

Zuhal Topal röportaj notlarım *Anne Bebek Dergisi 198/Haziran Sayısı



Kanlıca’nın en keyifli otellerinden biri olan Ajia Hotel’in boğaz manzaralı odasında özel olarak dikim yaptırdığımız kıyafetlere bakarak, “Çok şirinler, her şey çok güzel geçer umarım.” düşüncesi içerisinde olduğum bir anda ve tam da saatinde merhabalaştığım isim Zuhal Topal oluyor. Havanın bir açıp bir kapattığı İstanbul sabahında çekimlerimizi gerçekleştirirken çok keyif aldık, çünkü bol bol güldük. Aslında itiraf edeyim kaprisli biriyle karşılaşacağımı aklımdan geçirmiştim. Hislerinde çoğu zaman yanılan ben bunda da yanıldım ve aksine yüzünde gülümseme eksik olmayan “Kahveniz soğudu yenisini isteyelim.” dediğimde olsun sorun değil, içerim diyerek çekime devam eden, kızıyla ilgili bir anne ile karşılaştım ve bakın bu anne ile neler konuştum.

2 Haziran 2017 Cuma

Gazeteye yansıyanlar, Haziran 2017

Haziran Anne Bebek Dergisi için Zuhal Topal ile yaptığım röportajımın satırbaşları bugünkü Hürriyet Gazetesi Kelebek Eki'nde yer aldı. Fotoğraf: Şahver Koçulu, Elbise: Ella Tasarım By Seda Çıtak, Ayakkabı: Bebbini, Mekan: Ajia Hotel



22 Mayıs 2017 Pazartesi

İşinizi sevin, iş kolik olmayın!

Nasıl bir cümle ile yazıma başlayayım diye epey bir düşündüm. “İşimi çok seviyorum” desem basit ve bi o kadar da net olur mu ki acaba dedim. Sonra peşi sıra bir sürü cümle geldi; yazdım sildim, yazdım sildim ve şu an okuduğunuz bir giriş ile başlamaya karar verdim. Hayır ya ben karar vermedim, kelimeler bu şekilde birleşip cümle oldular aslında. :=) Aklımda başında merak etmeyin, bu da benim yazı tarzım, eğer sevdiyseniz aşağıda aynı dilde yazılmış güzel cümlelerim var, okur musunuz?
Yazımı okumak için tıklayın...


18 Mayıs 2017 Perşembe

Editör olmayı düşünenler bu video sizin için

İşini seven insanları bir araya getiren sitede ben de mesleğimle ilgili düşüncelerimi anlattım. 
Videomu izlemek için tıklayın...


14 Mayıs 2017 Pazar

İşini Sev'deki videomu hala izlemediniz mi?

İşini seven insanları bir araya getiren sitede ben de mesleğimle ilgili düşüncelerimi anlattım.
Videomu izlemek için tıklayın...

11 Mayıs 2017 Perşembe

Gazeteye yansıyanlar, Mayıs 2017

Nefise Karatay röportajım aynı zamanda çeşitli internet siteleri ve Vatan Gazetesi'nin hafta sonu ekinde yer aldı.

8 Mayıs 2017 Pazartesi

Nefise Karatay röportaj notları *Anne Bebek Dergisi 197/Mayıs Sayısı

Dergiyi toparladığımız son iki günün öncesi için sözleşiyoruz Nefise ile. Haftanın başından yağan yağmurlar bize eyvah dedirtse de çekim yapacağımız gün, beş günlük hava tahmin raporunda güneşin gözüktüğü tek gün oluyor. Sabah hem fotoğrafçımız Şahver’le hem elbiselerimizi diken Seda’yla hem de Nefise ile mesajlaşıyoruz, ortak cümlemiz: “Yaşasın yağmur yok.” oluyor. Elbette ki bir b planımız vardı ama dış mekanda, güneşli bir günde Anneler Günü’ne yakışır bir çekim çok daha içimize sinecekti ki öyle de oldu… Planlı, programlı, özenli, samimi ve bir şey yemeden sizi evden uğurlamayacak biri olan Nefise ile arkadaşlığımız evliliğinden de öncesine dayanıyor. O zamanlarda “İlk röportajın bende sözümü aldım.” cümlemi hatırlarken bugün Maya bir yaşını geçmiş hatta ağustosta ikinci yaşına giriyor olacak. Vakit dediğin kum saati gibi akıyor. Hızlı geçen zamanda hayatında Maya ile birlikte nelerin, nasıl yol aldığını bahçesinde çayımızı yudumlarken, o çilekli pastayı yerken konuştuk. Bu vesileyle de bir kez daha tüm annelerimizin bu özel gününü kutluyor, bu hoş sohbet için kendisine, keyifli pozları için de Maya’ya teşekkür ediyoruz. 

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Zeynep Beşerler röportajım *Anne Bebek Dergisi 196/Nisan Sayısı

Hani derler ya mart ayının yarısı bahar yarısı kış diye. İşte biz de bir bahar sıcağında Zeynep Hanım’la buluştuk çekimimiz için. Bizi oğlu Kerem ile birlikte çok şık bir şekilde içeriye davet ettiler. Kerem’in papyonlu tulumuna bayıldık. Tombiş haline pek bir yakışmıştı. Yarım saat içerisinde annemize üç kıyafet giydirip, bebeğin objektife bakıyor olmasını sağlamak ve bir de onu gülerken yakalamak çok zordur. Ama cümleme maşallah diyerek başlamak istiyorum, çünkü Kerem o kadar hızlı poz veren bir bebek çıktı ki her üç karede tamam oldu değip yeni poza geçtik. Annemizin güzelliğinden, ekrana yansıyan ışıltısından bahsetmeme gerek yok diye düşünüyorum. Anlayacağınız anne-oğul objektiflerde harika bir ikililer. Hızlıca biten kapak çekimimizin sonrasında da Zeynep Hanım’la çayımızı yudumlayıp başladık hamilelik sürecini, sonrasını ve Mayıs'ın 19’unda ikincisini gerçekleştirecekleri “Organ bağışı için hayata yelken aç” projesini konuşmaya… 



 ı

24 Nisan 2017 Pazartesi

Hadiye önerileri *Anne Bebek Dergisi 196/Nisan Sayısı

Anne adaylarına alacağınız hediyelerin sınırlı olduğunu ya da bebeğe üst baş almakla tıkanıp kaldığını düşünenler için önerilerimiz var. Bir hastane odası için neler alabilir ya da neler yapabilirsiniz? En özel, en güzel, en renkli, en keyifli diyebileceğimiz öneriler hazırladık sizlere. 




20 Nisan 2017 Perşembe

Şehir önerisi: Gaziantep *Anne Bebek Dergisi 196/Nisan Sayısı

Acaba bu hafta sonu nereye gitsek?” sorunuzun cevabını vermede size yardımcı olmak isterim. Bence “Gaziantep”e gidin. Şehrin içinde bir yerden bir yere gitmek de bir saat İstanbul’dan Gaziantep’e uçmak da bir saat. İşte bu düşünce ile mart ayı içerisinde mini bir kültür turu yaptım. Bey Mahallesi ile başlayıp, Zeugma Müzesi ile bitirdiğim gezimin sonunda şehrime; Doğu’nun Paris’i olarak adlandırılan Gaziantep’in lezzetli kebaplarını, o meşhur Beryan Çorbası’nı -ki yakın bir zamanda coğrafi işaretini de almış-, tadı damağımda kalan Fıstıklı Katmer’inin lezzeti ile döndüm. Şimdi Gaziantep zamanı diyoruz, çünkü ülkemin her köşesi keşfe değer. Oralara kadar gitmişken Merzimen Çayı ile Fırat Nehri’nin birleştiği, dik kayalarla örtülü bir tepe üzerinde olan Rumkale’de tekne turu yapmadan sakın ha dönmeyin. Sular altında kalan bu şehir sizi acayip etkileyecek. Bir de tamam baklavasını alıp geleceksiniz ama salçasını, kırmızı biberini ve fıstığını da alın.



7 Nisan 2017 Cuma

Zeynep Beşerler röportaj notları *Anne Bebek Dergisi 196/Nisan Sayısı


Nisan Anne Bebek Dergisi’nin kapağı için evine misafir olduğumuz isim sevgili Zeynep Beşerler oldu. Yalnızca on beş dakikada kapak çekimini tamamlamak sizce mümkün mü? Değil mi? “Ah canım ya söz konusu Kerem bebekse at çöpe bu düşünceyi.” diyorum. Kerem kim mi? Kapak konuğumuz Zeynep Beşerler’in prensi. Çekimimiz için anlaştığımız gün ve saatte çalıyoruz Zeynep Hanım’ın kapısını. Güzel gülüşü ile karşılıyor bizi. Arkasında da Kerem bize tebessüm ediyor. Tabi o sırada Kerem’in bize bu kadar hızlı poz vereceğini düşünemediğimizden en sevdiğimiz Trendyol elbisesi ile başlayalım diyoruz çekime. Olur da mızıklanırsa, uykusu gelirse, poz vermek istemezse -ki bilirsiniz bebeklerin inatları çok fenadır- diye denklanşöre bastı sevgili Şahver Koçulu. İlk kare kapak pozu okeydir dedik. Durum böyle olunca Trendyol’dan aldığımız üç elbiseyi de Zeynep Hanım’a giydirdik. Anne oğul keyifli pozlar verdikten sonra da başladık röportaja. Neler mi konuştuk? O kendinden emin biri, o rahat bir anne, o iyi bir misafirperver, o karşısınndaki kişiye özel olduğunu hissettiren biri ve o iyi ki tanışmışız, iyi ki de kapağımızda taşımışız dediğimiz Zeynep Beşerler. Röportaj bayilerdeki sayımızda… Okuyunuz, okutunuz. Selam olsun tüm okurlarımıza….

31 Mart 2017 Cuma

Aslı Tandoğan Röportajım *Anne Bebek Dergisi 194/Mart Sayısı

Dergimiz baskıya gitmeden bir gün önce buluşuyoruz Aslı Tandoğan ile. Anlaştığımız saatte geliyor çekimi yapacağımız The Grand Tarabya Oteli’ne. Oğlu Atlas ile birlikte o kadar güzel bir enerji ile içeri giriyor ki kapağın kötü olmasının en ufacık bir ihtimali bile kalmıyor. Çekimlerimiz sırasında işimize yarar diye Atlas’ın günde üç dört saat başında olduğu baterisini ve bir de ukulelesini yanına almayı da ihmal etmemiş üstelik. Yani prodüksiyon kısmında bizden daha hazırlıklıydı desek abartmış olmayız. Üstelik bi o kadarda özenliydi. Dört saate yakın birlikte vakit geçirdik, bir şey yer misiniz diye sormasak hiç söyleyeceği yok. Kıyaslama pek doğru olmayacak belki ama “Sebastiyan getir” modunda dolaşan isimlerimizden değil. O; güzel kareler çıksın diye oğlu ile birlikte gülümsemekten hiç sıkılmayan, duyarlı, anlayışlı, orta yolu bulan, sevecen, naif duruşlu ve bizden biri. Röportajımızı okuduğunuzda siz de bunlardan fazlasını söyleyeceksiniz eminim. Tüm çekim boyunca bize harika pozlar veren Atlas’a ve güzel annemiz Aslı Tandoğan’a teşekkür ediyoruz. 


16 Mart 2017 Perşembe

Aslı Tandoğan röportaj notları *Anne Bebek Dergisi 195/Mart Sayısı

Dergimiz baskıya gitmeden bir gün önce buluşuyoruz Aslı Tandoğan ile. Anlaştığımız saatte geliyor çekimi yapacağımız The Grand Tarabya Oteli’ne. Oğlu Atlas ile birlikte o kadar güzel bir enerji ile içeri giriyor ki kapağın kötü olmasının en ufacık bir ihtimali bile kalmıyor. Çekimlerimiz sırasında işimize yarar diye Atlas’ın günde üç dört saat başında olduğu baterisini ve bir de ukulelesini yanına almayı da ihmal etmiyor üstelik. Yani prodüksiyon kısmında bizden daha hazırlıklıydı desek abartmış olmayız. Dört saate yakın birlikte vakit geçirdik, bir şey yer misiniz diye sormasak hiç söyleyeceği yok. Kıyaslama pek doğru olmayacak belki ama “Sebastiyan getir” modunda dolaşan isimlerimizden değil. O; güzel kareler çıksın diye oğlu ile birlikte gülümsemekten hiç sıkılmayan, duyarlı, anlayışlı, orta yolu bulan, sevecen, naif duruşlu ve bizden biri. Röportajımızı okuduğunuzda siz de bunlardan fazlasını söyleyeceksiniz eminim. Tüm çekim boyunca bize harika pozlar veren Atlas’a ve güzel annemiz Aslı Tandoğan’a teşekkür ediyoruz.

3 Mart 2017 Cuma

Müze önerisi: Madame Tussauds İstanbul

Madame Tussauds İstanbul nedir?

Dünyanın en büyük balmumu heykel müzesi.

Buraya İstiklal Caddesi’nin vazgeçilmez simgesi olan kırmızı tramvay ile giriş yapıyorsunuz. Hatta müzede fotoğrafınızı çektirip çıkışta da alabiliyorsunuz. Sonra sizi Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Yaşar Kemal, Steven Paul Jobs, Michael Jackson, Muhammed Ali, Barış Manço, Mazhar Fuat Özkan, Zeki Müren, Adile Naşit, Mozart, Messi, Hidayet Türkoğlu, Rihanna, Albert Einstein, Audrey Hepburn, Demet Akbağ gibi 60’a yakın isim karşılıyor.

Sanat, spor, bilim, siyaset, kültür ve tarih alanlarında dünyadan ve ülkemizden isimlerin olduğu müze gerçekten çok başarılı. Balmumu heykellerinin gerçeğe uygunluğu; kıyafetinden saç tellerine kadar size “waow” dedirtiyor.

Müzede dolaşırken bazı isimlerin neden burada yer aldığını anlamlandıramadım. Yani Türkan Şoray gibi önemli bir isim varken Beren Saati biraz manasız buldum. Zira Kerem Bursin ve Kıvanç Tatlıtuğ’da yine bence olması gereken isimler arasında değildi. Tamam şu an başarılı popüler isimler arasındalar ama müzeye girecek kadar mı? Tartışmaya açık bence.

Türk sinemasının yıldızlarından, dünya liderlerine, sporun en iyilerinden, Hollywood Yıldızları’na kadar birçok isimle fotoğraf çekileceğiniz müze için yaklaşık bir buçuk iki saatinizi ayırmanız yeterli.

Ben bir Pazar günü gittim müzeye. Yani çok kalabalık olacağını, rahat bir şekilde fotoğraf çekilemeyeceğimi düşündüğüm bir gündü ama hiç de öyle olmadı. Rahat rahat her heykelle fotoğraf çekimimi yaptım.

Mazhar Fuat Özkan’la fotoğraf çekildikten sonra da tüm gün “Ele güne karşı böyle de olmaz ki” şarkısıyla dolaştım…

Taksim İstiklal Caddesi üzerindeki Grand Pera AVM içerisinde konumlanan müzeyi 10:00-20:00 saatleri arasında her gün ziyaret edebilirsiniz ancak içeriye bir saat kala almıyorlar. Giriş ücretleri: Tam: 48 TL, internetten alırsanız 38 TL – Öğrenci: 37 TL, internetten alırsanız 30 TL.

İyi gezmeler.

24 Şubat 2017 Cuma

Tiyatro önerisi: Bütün Kadınların Kafası Karışıktır

Bir drama ne kadar gülebilirsiniz? 

Hiç mi? Çok mu? Biraz mı? Düşündünüz mü? Cevabınız nedir?

Ele alınan konu o kadar güzel bir şekilde kurgulanmış ki çok gülüyorsunuz, güldüğünüz kadar da  “hayat böyle işte maalesef ki” diyorsunuz. Bu noktada da derin bi düşünce içerisine giriyorsunuz, üzülüyorsunuz tam o sırada da devreye giren Aysel sizi gülmekten kırıp geçiriyor.

Oyun, Ece Temelkuran’ın kitabından esinlenerek hazırlanmış. Yöneten ve yazan Selen Uçer. Kendisinin oyunculuğunu da çok beğenirim. Geçmiş dönemlerde Özgü Namal ile birlikte rol aldığı “Kuçu Kuçu” oyununda tanışıklığım olmuştur sahne performansıyla.

Kafası karışık olan dört kadının bir araya geldiği, keyifli oyuncuların rol aldığı Bütün Kadınların Kafası Karışıktır’da; Ebru karakterini Deniz Çakır, Perran’ı Füsun Demirel, Aysel’i Zeynep Kankonde, Meltem’i İpek Türkan Kaynak ve Murat karakterini de Kadir Çermik canlandırıyor.

Başrolde Deniz Çakır yani Ebru var, Ebru bir yazar. Kocasından ayrılmış, bi depresyon döneminde olan hatta bu depresyonun son noktasına gelerek kendini öldürmeyi düşünen biri. İşte olaylarda tam bu noktada yani Deniz’in evinin, balkonundan intihar girişimine bulunmasıyla başlıyor. Bunun üzerine komşuları Perran, ünlü şarkıcı Meltem Kaya ve yardımcısı Aysel cama çıkarlar ve onu durdurmaya çalışırlar. Sağında ve solunda bulunan bu komşular, intihar etmemesi için denize sebepler sunar ve oyun akar gider.

Birbirinden apayrı 4 dört kadın. Bu kadınların tek ortak noktası kafalarının hepsinin karışık olması ve bu karışıklığın üstesinden de kendi yöntemleri ile birlikte baş etmeye çalışıyor olmasıdır.

Aysa Organizasyon tarafından sahneye koyulan oyunu çeşitli mekanlarda izleyebilirsiniz. Detaylara biletix’ten ulaşabilirsiniz.

İyi seyirler.

20 Şubat 2017 Pazartesi

Danilo Zanna Röportajım *Anne Bebek Dergisi 193/Şubat Sayısı

Danilo Zanna dediğimde aklınıza gelen ilk ne olur? Sempatik, sevecen, sıcakkanlı tam bizden biri dersiniz değil mi? Biz de aynen öyle deriz hatta fazlası var eksiği yok diye de ekleriz. Bizden daha fazla hakim durumlara, yemeklere, olaylara. Ülkesinde İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü okumuş, ardından da Gastronomi lisansı yapmış. Ülkemize misafir olarak gelmiş, aşık olmuş, kalmış. Dahası mı?... Bu ay, Zanna ailesine misafir olduk ve bol kahkahalı bir kapak çekiminin ardından okuyacağınız bu söyleşiyi gerçekleştirdik. Ah keşke okurken Danilo’nun sesini duyabilseydiniz röportajdan alacağınız keyif iki katına çıkıyor olacaktı o zaman eminim. Oğlu Zeno ve eşi Tuğçe Hanım ile son derece mutlu bir hayat sunan nam-ı değer Elin Oğlu yani Danilo Zanna’ya ve eşine bu güzel sohbet için teşekkür ediyoruz.

6 Şubat 2017 Pazartesi

Tiyatro önerisi: Tüy Kalemler

Bir arkadaşımın “Erdal Beşikçioğlu”nu sahnede izlemek istiyorum demesiyle tanıştım Tüy Kalemler oyunu ile. Aslında “Bir Delinin Hatıra Defteri” oyununa gitmek istemiştik, ancak bilet bulamayınca, rotamızı aynı ismin oynadığı Tüy Kalemler oyununa çevirdik.

Oyunu seçip bilet alamayınca, bilet bulduğumuz oyuna gitmeye karar verdik. Sıralama tersten olunca da başladım Tüy Kalemler'in konusunu ve yorumlarını okumaya.  Kısa bir araştırma sonrasında da “Vayy değişik bir oyun beni bekliyor.” diye geçirdim içimden.

Kahramanımız Marquis De Sade; 29 yılını hapishanede, 13 yılını akıl hastanesinde geçirmiş olan Fransız Aristokrat, felsefe yazarı, yazılarında ahlakı, yasayı, dini öğeleri dikkate almadan aşırı özgürlüğü savunan ve erotik edebiyatın önemli yazarlarından yani edebiyatın aykırı isimlerinden biri. Yönetmenliğini Erdal Beşikçioğlu’nun yaptığı oyunda Sade’yi kendisi canlandırıyor. Onunla birlikte rahip rolündeki Saygın Soysal’da mükemmel bir performans sergiledi sahnede. Kendisini dizi ve filmlerinden takip eder, çok da beğenirim. Bu oyunda beğenim iki katına çıktı. Oyunu izleyince siz de eminim bana katılacaksınız.

Karanlıkta, dumanlar eşliğinde Beşikçioğlu başlıyor anlatmaya, ojeli tırnakları, karakterin içine girmiş deli hali sizi hemen kendine çekiyor.

Yazmayı çok seven bir aristokrat, onun hikayelerini okumaktan zevk alan bir kadın, akıl hastanesinde ona yardımcı olan rahip, işleri bozan yeni müdür… Olaylar bu dörtlünün etrafında dönüyor.

Kendisini okuyan kesimi ayaklandıran, kışkırtan yazılar yazan aristokrat, tüm uyarılara rağmen yazmaktan vazgeçmez, geçemez. Öyle ki kalemi ve kağıdı elinden alındığında bile kendi kanıyla çarşaflara yazılar yazar… Artık siz düşünün bu delinin ya da hepimizden daha da akıllı olan adamın halini. Bir de rahibin durumu var ki onu hiç sormayın…

Tek perde ve bir buçuk saat süren oyun Tatbikat Yapım’ıyla sahneleniyor.  Oyunu, 11 Şubat C.tsi günü Uniq Hall’de izleyebilir, diğer tarihleri www.tatbikatsahnesi.com ‘dan takip edebilirsiniz.

Ben “İyi ki de gelmişim.” diyerek oyundan çıktım. Bakalım siz neler diyeceksiniz?

Oyuncular: Erdal Beşikçioğlu, Gökhan Soylu, Saygın Soysal, Melisa Şenolsun, Işık Erdoğan, Diren Yurtseven, Onur Eroluş, Buğra Orhan, Beril Öztarakçı, Sena Kelahmet, Metehan Aktaş, Ceren Aydın

3 Şubat 2017 Cuma

Danilo Zanna röportaj notları *Anne Bebek Dergisi 194/Şubat Sayısı

Danilo Zanna ile Anne Bebek Dergisi’nin 194. sayısı için bir araya geldik ve cok güldük, çok eğlendik, keyif dolu bir röportaj gerçekleştirdik.

Danilo İtalyan bir şef, ülkemize gezmeye geldiğinde eşine aşık olmuş ve hayatının akışı değişmiş. Onu ekranlarla tanıştıran isim ise Derya Baykal olmuş. Detayları Şubat sayımızdan okuyabilirsiniz ama “Peki röportaj sırasında neler oldu?” derseniz, okumaya devam edin derim…

Kendisine baba oğul özel bir yelek ve papyon hazırlamıştık ama bedeni olmadı, başıma da ilk kez böyle bir olumsuzluk geldiğinden dolayı moralim hemen düştü. Çünkü çok özenmiştik, özel dikim yaptırmıştık hatta yelekler için çekim tarihimizi bile ertelemiştik. Olmama ihtimalini hiç düşünmemiştim… Ben evin içinde “Yaa çok üzüldüm şimdi.” diyerek dolanırken Danilo; “Olsun, moral bozmak yok, papyonlarla da güzel oluruz.” diyerek bizi toparladı hemen ve evi bir anda savaş alanına çevirdi. Savaş alanı diyorum, çünkü koltuk ve masa kendini bir anda evin ortasına buldu. Fotoğraflar için uygun alanı oluşturduktan sonra da başladık kendisini çekmeye. Oğlu ve eşi ile bize çok güzel kareler verdiler. Fotoğraf çekimleri sırasında oğluyla gitar çaldı, şarkı söyledi, biraz İtalyanca biraz Türkçe konuştu, hep güldü ve güldürdü.

Fotoğraf çekimi bittikten sonra evi eski haline getirdik ve kış soğuğuna inat içeri vuran güneşin sıcaklığı eşliğinde çayımızı kahvemizi içtik. Eşi Tuğba Hanım, son derece misafirperver biri. Çayımızın yanına atıştırmalık bir şeyler koymayı da ihmal etmedi. Sohbet ederken de Danilo “Allah aşkına yiyin”  diye ısrar edince bastık kahkahayı. O kadar çok bizden biri olmuşki arada kullandığı kelimeler, değimler “Yok artık bu kadar da olmaz” dedirten türdendi.

Keyifli geçeceğini biliyordum ama bu kadar çok güleceğimi hiç düşünmemiştim. Olayları yarım Türkçe ile anlatışı, rahat tavırları, kırk yıllık arkadaşına çaya gitmişsin gibi sunduğu samimi halleri ile “Elin oğlu” olarak nam salan İtalyan Şef Danilo Zanna ile yaptığımız röportajı mutlaka okuyun derim.

Deşifre sırasında zorlanmadım desem yalan olur. Ama deşifresinde bile çok güldüm. Eğlenerek yazdım röportajımızı, umarım siz de keyifle okursunuz.

Zanna ailesine çok ama çok teşekkür ediyorum.

Fotoğraf: Şahver Koçulu 

30 Ocak 2017 Pazartesi

Burcu Gönder Parlak Röportajım *Anne Bebek Dergisi 193/Ocak Sayısı

BKM’den tanıyoruz Parlak çiftini. Bülent Parlak’ın sevgili eşi ve Lisa’nın annesi Burcu Gönder Parlak’ın evine konuk olduk bu ay ve çok keyifli bir kapak çekimi gerçekleştirdik. Tüm günümüz Lisa’ya maşallah demekle geçti. Elbette ki her şey onun gönlüne göre oldu ve ortaya bu güzel röportajla, kareler çıktı. Çekimlerimiz sırasında Lisa’nın halası Gülhan Tekin Elmas’da bize dahil olarak, Lisa’yı güldürme konusunda bir hayli  yardımcı oldu. Hem kendisine hem de bizi çok güzel ağırlayan sevgili Burcu’ya çok teşekkür ediyoruz. En büyük teşekkür ise Lisa’ya, kapağımızı süslediği için.


3 Ocak 2017 Salı

Burcu Gönder Parlak röportaj notlarım

Anne Bebek Dergisi’nin ocak sayısı kapağı için sabah erken diyebileceğimiz bir saatte çaldık Bülent Parlak’ın eşi, Lisa’nın annesi Burcu Gönder Parlak’ın kapısını. Bizi uykusundan yeni uyanmış hali, dumanı tüten sıcacık çayı ve hazırladığı kahvaltı sofrası ile karşıladı kendisi. “Tamam” dedim, bu samimiyetle her şey harika olacak, içeri güzel bir merhaba ile girebilirim derken, -tanıyanlarınız bilir korkulu rüyam olan- bir köpek karşıladı beni. “Eyvahlar olsun!” dememe kalmadan Burcu çoktan köpeği kucağına almış, beni içeri buyur etmişti bile… Derin bir oh çektikten sonra gün benim için ikinci kez başlamış oldu. “Valla ben hiçbir şey yemedim, kahvaltıya sizi bekledim, önce bir şeyler yiyelim, sonra başlarız…” diyen Burcu’ya hayır diyemeyecek kadar erkendi misafirliğimiz. Ardından saç ve makyaj yapıldı, elbiseler giyildi, kamera karşısına geçilip pozlar verildi.

Çekimlerimiz sırasında ekranlardan özellikle de BKM Mutfak’tan tanıdığımız Gülhan Tekin Elmas, Parlak ailesinin evinin kapısını çalan isim oldu. Hızlı bir tanışıklığın ardından Lisa’yı güldürme konusunda hemen bize yardımcı olarak çekime dahil oldu. Lisa pozlarını verdikten sonra bir uyku molası verdik. Burcu, fotoğrafçımız ile sohbet ederken e malum iki anne yanyana gelir de çocuklarının deneyimlerini konuşmaz mı hiç- biz de sevgili Gülhan ile başladık sohbete. Durumu fark edince başladık gülmeye… Çiftin arkadaş grupları içerisinde bi kısmı Lisa’nın teyzesi olmayı bir kısmı da halası olmayı tercih etmiş. Gülhan’da hala olarak o gün yanımızdaydı. İyi ki de yanımızdaydı bu hoş sohbetli kadın diyorum, çünkü tanıştığıma çok memnun olduğum bir isim oldu kendisi. O da yeni evlendi sayılır. Elbette ki bir röportaj sözü de aldım kendisinden, müjdeli bir haber aldığında o bizimle, biz de sizlerle paylaşıyor olacağız. 

Uzun zamandır gerçekleştirdiğim en keyifli çekimlerimden biri olduğunu tereddütsüz söyleyebilirim. Dolu dolu geçen bir günün ardından “Teşekkürler” diyerek ayrıldığımızda içeri girdiğimizde merakla tebessüm eden yüzlerimizin yerini “E hadi yakın zamanda yine görüşelim.” samimiyeti almıştı.

Tüm gününü bize ayıran sevgili Burcu’ya çok teşekkür ediyoruz bu keyifli röportaj ve çekim için.

Bülent-Burcu Parlak çiftinin papucunu dama atan prensesimize de teşekkür ederiz elbette.

Sevgili halamız Gülhan Tekin Elmas seni de unutur muyum hiç, iyi ki tanıştık.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...