***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

***

...

17 Şubat 2012 Cuma

90'lı yıllarda ÇOCUK OLMAK...


Okan Bayülgen’in 90’lı yıllar programını izledikten sonra ben de bir liste yapmak istedim 90’ların bana hissettirdikleri ile ilgili.

Bence 90’lar… çünkü…


* Ninja Kaplumbağalar'ı izlemekti. Çünkü ben oradaki haber spiker!i April’ı izlemekten çok keyif alıyordum.

* Susam Sokağı’nı özellikle de Edi ile Büdü’yü izlemekti. Çünkü uyumak için yattıklarında sürekli sorular soran Büdü beni çok güldürüyordu.

*Radyoyu meraklı dinlemekti. Çünkü en sevdiğin şarkıyı dinlemek için ya kasetini alacaktın ya da radyo da bekleyecektin dinlemek için.

* Kaset ve kalem ikilisiydi. Çünkü kaseti ileri sarmak için yuvarlak boşluğa kaleminizi koyarak sarma işlemini yapabiliyordunuz.

* Oya Bora’ydı. Çünkü bu şarkı ile yazlık bir yerde ses yarışmasına katılıp en sevdiğim şarkıyı; “Ara beni/Öptüm seni seni…” söylemekti.

* Barış Manço ile Adam Olacak Çocuk programını izlemekti. Çünkü ben bu programı sevmekle birlikte her izlediğimde; “Baba beni de götür buraya” cümlesini kurardım.

*Ateri oynamaktı. Çünkü Süper Maria oyununun sonuna gelme heyecanı ile keyifli zaman geçiriyordum. 

* Sanal bebekti. Çünkü sorumluluğum altında bir canlım vardı benim.

* Bisiklete binmekti. Çünkü Mor ve benden büyük olan Pinokyo modeli bisikletimle sokaklarda dolaşında şaşkın şaşkın bakan “boyundan büyük bisikleti nasıl sürüyor?” cümlesine gülümsemeyi seviyordum.

* Ev telefonlarıydı. Çünkü okul arkadaşlarınla ancak ev telefonundan konuşabiliyordum. Hatta bunun için evde iki numaramız vardı, biri evin diğeri ise sadece arkadaşlarımın aradığı bana ait ev numaramdı.

* Çocukluk arkadaşlarıydı. Çünkü o yıllardan kalanlar bu yıllarda “gerçek dost” kavramını tam anlamıyla tanımlayabiliyor.

* Süper Baba dizisiydi. Çünkü üzerinden yıllar geçse de anlamını hiçbir zaman yitirmeyecek bir şarkıydı; “Bana bir masal anlat baba/ İçinde tüm sevdiklerim/İçinde İstanbul olsun…”

* Tolga abi ve Hugo’ydu. Çünkü telefonun tuşları ile oynamak eğlenceli gözükürdü.

* Taş Devri, Riche Rich, Jetgiller ve Şeker Kız Candy izlemekti. Çünkü bu çizgi filmler için her şeyi durdurabilirdim.

* Capri-Sun içekti. Çünkü “öce hüplet, sonra gümlet” sloganını uygulamayı seviyordum.

* Bizimkiler dizisi ve banyo saatiydi. Çünkü her Pazar banyo yapar, bizimkiler dizisini izler, ardında da uyurdum.

* Sakızdı. Çünkü ekşi hastası olan ben bu tadı karmakarışık SULUGÖZ sakızını çiğnemeye bayılıyor, bakkala her gittiğimde alıyordum.

* Mahalle kültürüydü. Çünkü ben dokuztaşın, yakan topun, ip atlamanın, özellikte akşam saklambaç oynamanın kısacası sokak oyunlarının zevkini hiçbir şeye değişmem.

* Jetonlu aramaların yıllarıydı. Çünkü her okulda bir telefon kutusu ve haliyle de kalemliğimde jeton olurdu benim.

* Walkman’di. Çünkü bu koca kutu çantanda çok fazla yer kaplasada en sevdiğin kaseti, son ses dinleme özgürlüğü veriyordu sana. Pilleri çabuk bitsede.

*Cipslerin içinden çıkan taso yıllarıydı. Çünkü bu tasolar birikince ortaya çeşitli oyunlar çıkarırdık ve en çok tasosu olan oyunu kazanırdı. Evde oynanabilecek en zevkli oyunlardan biriydi.

*Çılgın Bediş’ti. Çünkü onun kurduğu hayalleri, “hayallerim olmadan asla” diyen ben çok severdim.

* Kütüphane yıllarıydı. Çünkü bir dönem ödevine sahipseniz, kütüphaneye gidip, o ansiklopedileri karıştırıp, sonra da uzun uzun o ödevleri hazırlamak zorundaydınız.

* Kıyamete inanmaktı. Çünkü 2000’li yıllarda –ki sanki çok uzak bir zaman dilimiymiş gibi- her şeyin altüst olacağına inanırdık. (Gerçi tüm felaketlerde başladı ya neyse)

 * Balkonda eve girmekti. Çünkü sürekli ev-sokak arasında olan ben, giriş katta oturmanın verdiği rahatlıkla balkondan eve girerdim.

*Aslan Kral’dı Çünkü ailece gittiğimiz bu çizgi filmi hepimiz çok beğenmiştik. Kardeşimle t-shirtlerimiz ve Aslan Kral kitaplarımız vardı.

* Resmi günleri kaçırmamaktı. Çünkü babam her 23 Nisan, 19 Mayıs gibi günlerde bizi İnönü stadına o gösterileri izlemeye götürür, istiklal caddesinde yürütür, yemek ısmarlar ve eve getirirdi.

* Büyüme isteğiydi. Çünkü 18 yaş sonrası için herkesin bir planı vardı.

* Çocukluğun en güzel anlarıydı. Çünkü çocuk olmayı; düşerek, kirlenerek, sokakta oyun oynayarak, çocuk gibi geçirdiğim zamanlardı.

* Şirinlerdi. Çünkü oradaki Şirine’ye ve Şirin Baba’ya bayılıyordum.

* Fotoğraf bastırmaktı. Çünkü digital makineler gündem de değildi. “Acaba nasıl çıktı? Yandı mı?” cümlesini kurarak 36’lık film karesinin içindeki resimleri almak için heyecanla 2-3 gün beklerdim.

Ne mutlu bana 90’larda çocuk olduğum için! 

90’lar size neler hatırlatıyor?

7 yorum:

  1. ayyyyyy okurken surekli 32 dişim gozukur moddaydım Canım cok guzel yazmisin:))
    ne kdr güzel bir devirde yasamısız her seyıyle...
    hangı bırını sayayım cızgı fılmler bızımkıler banya yapıslar cok begendım ellerıne saglık...

    YanıtlaSil
  2. :))çok hoş bir paylaşım olmuş..gerçekten her şey gözümde canlandı..teşekkürler..sevgiler..

    YanıtlaSil
  3. ben 80lerde çocuk, 90larda gençtim. Ama en az çocuklar gibi şendim. Tarkan, oduncu gömlek ve levi's jean benim en iyi 90lar üçlememdi açıkçası:)))

    YanıtlaSil
  4. Hem güldüm hem hüzünlendim. :) Hepsi birer birer canlandı gözümde. 90 lar mı güzeldi yoksa çocuk olmak mı bilmiyorum ama özledim :)

    YanıtlaSil
  5. Yorumlarınız için teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
  6. Çocukluğa gençliğe özlem bitmiyor değil mi?
    O günleri ne güzel ifade etmişsin.Yüreğine sağlık canım.Sevgiler..

    YanıtlaSil
  7. Kesinlikle!
    Çok teşekkür ederim...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...