***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

***

...

28 Ocak 2011 Cuma

Yine bir yarışmadayı(m)(z). Desteklemeye ne dersin?

Only ve All Dergisi işbirliği Aslıhan ve Nimo işbirliğine dönüşürse...

Evet, ben yine bir yarışmaya katıldım ve yine ilk 10'a girdim. Bu sefer eğlence amaçlı katıldım yani katıl(dık)! Katıldık diyorum çünkü bu yarışmaya yani Only ve All Dergisi'nin işbirliği ile yaptığı, bloggerları takipçileriyle birlikte davet ettiği bu eğlenceli yarışmaya Sevgili Nimo ile -ki buraya tıklayarak Blog'una ulaşabilirsiniz.- başvurduk... Önümüzde hızlı ve de eğlenceli he bir de sizlerin oylarına ihtiyacımızın olacağı bir süreç var.

^^ İlk önce ayın birine kadar her şeyimizi ayarlayıp resim çekilmemiz gerekiyor.
^^ Sonra bunları sizlerin beğeninize sunacağız ve 1-14 Şubat tarihleri arasında oy vermenizi rica edeceğiz.

^^ Daha sonra -ki kazanırsak- 16 Şubat'ta All Dergisi ile çekimler gerçekleştireceğiz.

Heyecanımıza ortak olmak için takibe devam. Bol desteğe ihtiyacımız olacak :)

20 Ocak 2011 Perşembe

Espresso ve Konyaklı Kuru Üzümlü Truffle yaptım

Tüm işlerin yoğunluğunu bırakıp 18 Ocak Salı günü Ford’un C-Max ve Grand C-Max araçlarının tanıtıldığı toplantıya gittim. Daha doğrusu Ford araçları her birimizi işyerlerimizden alıp Kanlıca Aji Otel’e götürüp Ford ailesinin iki yeni ürününü anlattılar. Okumaya devam çikolata deneyimim yazının sonunda :)

Burada benim en çok dikkatimi çeken ki park etme konusunda beceriksiz olmamdan kaynaklı sanırım bu. Aracın kendi kendine park ediyor olması oldu. Bayanlar, park edemediğiniz için sürekli birileri tarafından söylenilen kişiler bu araç tam bizlik diyorum şiddetle. Araç özelliklerinden anlamam o kısımla ilgili size ben bir şey diyemeyeceğim ama  http://www.ford.com.tr/yenicmax/ Sitesine girip her türlü bilgiye ulaşabilirsiniz. Ben her iki arabanında şeklini, konforunu çok beğendim Mesela kalabalık aileler için yapılan Grand C-Max 7 kişilik bir araçken birden iki kişilik ve arkasına yük koyabileceğiniz bir hal alıyor. Tüketicinin isteklerine göre her şeyi düşünen Ford’un yeni iki arabasını da ben sevdim. Ama yine belirteceğim ve yaşasın diyeceğim bu kendi kendine park etme olayına.

Neyse toplantı ve kahvaltımızın ardından Riva’daki (Aşk-ı Memnu dizisinde Bihter ve Behlül’ün aşkını yaşadığı) Taş Ev’e geçtik. Yer hakkında küçük küçük bilgiler vereyim hemen size. Ekrandaki gibi kocaman bir yer değil ama çok çok güzel. Manzarası da harika… Görülmeye değer yani.

Ford ailesi araçlarının tanıtımı için düzenlediği bu toplantıda ayrıca bizleri mutfağa sokarak kendi çikolatalarımızı yapma şansı da verdi. Resimlerden de göreceğiniz gibi son derece keyifli geçti zamanımız. Her şey hazır bir şekilde önünde olunca ve yaptıktan sonra da toplaması olmayınca çok çok daha güzel oluyor her şey. Mutfağa girip bir şeyler yapma konusunda biraz beceriksiz olsam da şefimizle birlikte gayet lezzetli çikolatalar yaptık ve de afiyetle yedik…

Etkinliği düzenleyen Ford’a ve Mese İletişim’e teşekkürler ;)

12 Ocak 2011 Çarşamba

Her yere yürüyerek giden Bade İşçil, Becel’in kampanya yüzü oldu!


Bu sabah Becel’in yeni çıkardığı ürün serisi olan “Formum” için
Esma Sultan Yalısı’ndaydım. Türkiye’nin kalp sağlığına yönelik ilk kalp markası, kampanya yüzü için “her yere yürüyerek gidiyorum” diyen Bade İşçil’i tercih etmiş. Bir hayli keyifli geçen reklam çekimlerinin kamera arkasını izledikten sonra, bu akşamda sizlerin beğenisine sunulacak olan reklam filmini izledik. Ben beğendim, bakalım sizler neler diyeceksiniz…




Sizce, Becel neden sizi kampanyanın yüzü yaptı?
Sağlıklı beslenmem konusundaki farkındalığım, sağlıklı yaşamayı ve formunu korumayı bir hedef değil yaşam biçimi haline getirmiş olmam bizleri bir araya getiren en önemli unsur diye düşünüyorum.

Becel’le çekimler nasıl geçti?
Becel’le çalışmak benim için çok keyifli ve öğreticiydi. Gerek marka ekibiyle gerekse uzmanlarla yaptığımız görüşmelerde kalp sağlığına ilişkin sahip olduğum bilgilerin ötesine geçen yeni şeyler öğrenme fırsatım oldu.

Formunuzu nasıl koruyorsunuz?
Çok sık aldığım bir soru bu. Ben formumu korumak için değil, sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürmek için dikkat eden biriyim kendime ve aslında herkesin rahatlıkla yapabileceği şeyleri yapıyorum. Yürümeyi çok seviyorum ve mümkün olan her yere yürüyerek gidip geliyorum. Beslenme düzenine ilişkin en önemli alışkanlığım güne kahvaltı ile başlamak. On dakika kavlatı saltanatım vardır benim. Kahvaltımı mutlaka yaparım. Ayrıca, sık ve sağlıklı öğünlerle besleniyorum. Günde 2 litreye yakın su içiyorum, uyku düzenime dikkat ediyorum ve kalp sağlığım için stresle mücadele etmeye çalışıyorum elimden geldiğince.
 

9 Ocak 2011 Pazar

50 ünlü kadın ‘Sheddeath’e hayır dedi!

Röportajın sırasını değiştirip, önce kareleri ve neler anlattığını yazdım size...
Muhteşem bir kare demek istedim aslında resimlere ama durup düşününce aslında çok acı verici olmasından kaynaklı çok kötü demek istedim. Evet kötü demek istedim, çünkü bu nasıl bir şiddettir diye geçirdim içimden çok yüksek bir ses tonuyla hem de. Ümit Karalar’la çekim anını, süreci ve ünlülerin yaklaşımlarını konuştuğumda, bana mailine gelen şu yorumu söylemesiyle bir kez daha düşünmemiz gerektiğinin farkına varıyorsunuz. Mailde; Bir kadın şiddete maruz kaldığını anlatmış -ki bu kişi üniversite mezunu, ekonomik özgürlüğü olan biri.- "Eşimden şiddet görüyorum. Gazetede fotoğrafları gördüğümde tüylerim diken diken oldu, bu duyguyu yaşatmışsınız, çok teşekkür ederim." Sonunda da şunu yazmış; "ben de uygulanan şiddet sonucu çok büyük hazarlar ve değişiklikler var. Bunu da şöyle açıklayayım; araba kullanırken her saniye acaba ölecek miyim tedirginliğiyle araba kullanıyorum." Bu çok korkunç bir şey. Bundan çıkan sonuç ise şiddetin hiçbir sosyal sınıfa hitap etmediği, her kesimde maalesefki bu tür olayların yaşadığı…
Deniz Çakır’ın karesi
Çok profesyonel biri işinde. Fotoğraflarını çektikten sonra hangi kare olacağına çok zor karar verdik. Benim bir şey söylememe gerek kalmadan yerlere yattı. O acıyı, duyguyu çok iyi yansıttı. Bu karede kadının kendine verdiği zararı anlatmak istedik.

Gökçe Bahadır’ın karesi
Kadının gördüğü şiddet sonucu kendini intihara sürüklemesini anlatıyor bu kare.

Münire Apaydın’ın karesi
Fotoğraftaki gözyaşları kendi gözyaşları. Burada şiddetli bir duygu var. Ağlamaktan helak olmuş bir kadın görüyoruz.

Şiddet sergisine gelin, çünkü hiçbir zaman kadınları böyle görmediniz. Bu kadar derin duyguları yansıtan fotoğraflara bakıp, özellikle erkekler düşünmeliler.

Gözde Kansu’nun karesi
Kadın şiddete maruz kalıyor ve psikolojisi bozuluyor. Bazen kendini sigaraya, yemeğe, alkole verebiliyor. Şiddet uygulandıktan sonra kadının kendini yemeğe vermiş hali bu da.

8 Ocak 2011 Cumartesi

The New Italian Design 2.0 sergisi

Hafta sonu için değişik bir şeyler yapmayı planladığım bir günde mailime düşen sergi haberi ilgimi çekince "Hemen gitmeliyim." dedim kendi kendime ama uzun süre erteledim malesefki. Bugün ise artık gitmeliyim diyerek Santralistanbul’un yolunu tuttum The New Italian Design 2.0 sergisi için.
Sergi, yüzyılın ekonomik, politik, teknolojik değişimleri ile arasındaki bağı ve dönüşümleri belgeleyen çağdaş İtalyan tasarımının tanıtımı üzerine temellendirilerek hazırlanmış. Mobilya tasarımı bölümünden yeni iletişim şekillerini kucaklamaya, gıdadan web tasarımına, modadan tekstil tasarımına, takı tasarımından grafik ve multimediaya, mobilya ve dekoratif aksesuarlara kadar çeşitli ve zengin bir manzara ortaya çıkıyor. Sergide; ürün tasarımı üzerine 165, grafik üzerine 30, takı, ganta ve aksesuarlar gibi kişisel objeler üzerine 54, araştırma üzerine 14, food design üzerine 14, mekan tasarımı üzerine 5 olmak üzere toplamda 282 proje sunuluyor.

6 Ocak 2011 Perşembe

Sevinç Erbulak'ın ilkleri ve enleri

Sevinç Erbulak'a kızı Kavin'le ilgili ilklerini ve enlerini sorduk.


   Sevinç Erbulak benim çok ama çok eskilerden ve de hala sevdiğim en şeker ve oyunun, rolünün hakkını veren oyunculardan. Onunla ilk tanışmam lise dönemimde okul gazetesi için yaptığım röportajla başladı. İlklerin yeri ayrıdır derim ya ben hep bilirsiniz, işte Sevinç Erbulak'ta bu ayrıcalığın içinde. Bunu da paylaşayım istedim sizinle. :)
                                                                        

5 Ocak 2011 Çarşamba

Aslında “Rüzgar” bir aşk hikayesi...

Tamam tamam, anlatıyorum artık. Bu kadar “Neden her yerde ‘Rüzgar’ kelimesini kullanıyorsun? Neden ‘Rüzgar’ın uçurdukları?” sorusuna cevap vererek hikayeyi anlatıyorum hem de…

Aslında “Rüzgar” bir aşk hikayesi...
Blogumun her köşesinde ve yazdığım yazıların içinden geçen Rüzgar kelimesi bir aşk hikayesinden kalan en anlamlı sözcük…

Çoook eskilere, geriye gidiyorum. Lise son sınıf öğrencisi olduğum ve kalbimin ilk kez biri için attığı o zamanlarda aynı hisleri hisseden “X” aşkımın birden bana sen Rüzgar’sın demesiyle başladı aslında bu kelimeye karşı olan sempatim. Nasıl yani dediğimde ise bana Ceyhun Yılmaz’ın bu şiirini okudu veeee
Rüzgar
Rüzgarı seviyorum en çok
Çünkü bir rüzgar seviyor beni
Ensemden okşayıp
yanağımdan öpüp gidiyor
Ne zaman öpüceğini bilmeden
hep seviyorum rüzgarı
hep essin istiyorum bir rüzgar
Rüzgarı seviyorum en çok
Güneş açsa eriyorum
Yağmur yağsa ıslanıyorum
Rüzgarı seviyorum en çok

Ben en çok rüzgarı seviyorum ya
Sen rüzgarsın galiba…

Ben de bundan sonra daha bir sever oldum bu kelimeyi. Aşk; geldi, geçti ama bana bu kelimeyi bıraktı. Sevdim ben de. Anlamlar yükledim ona.

4 Ocak 2011 Salı

Yine keyfili bir röportajdan küçük notlar (ım)

Bu ay Anne Bebek Dergisi olarak Goncagül Sunar’ın evine konuk olduk ve annelikle ilgili samimi sıcacık bir sohbet gerçekleştirdik.

Röportajımı sizinle paylaşmadan önce çekimlerimiz ve söyleşimiz sırasında olanları, neyi nasıl konuştuğumuzu her zamanki gibi yazmak istedim…

En son “Yol Arkadaşım” dizisindeki haliyle kalmış benim aklımda oradaki samimiyeti ve de sıcaklığı aradım kapıyı açıp, “hoş geldiniz” dediğinde veeee “bingo!” aklımda kalan bir tavırla karşılandık…

Ama içeride beni bekleyen bir sürpriz varmış meğer. Aksel’in ve de Goncagül Hanım’ın en iyi anlaştığı Miskin. Sürpriz diyorum, çünkü ben asla ve asla kedilere dokunamam. Röportaj anımızda da sürekli yanıma gelmeye çalışınca Miskin’i balkona koyup sohbetimize devam ettik…

Albüm çıkarmayı planlarken oğlunu kucağına almasından son derece keyif duyarak kurduğu cümlelerinin sonunu en büyük başarım; "oğlum" diye tamamladı Goncagül Sunar.

Fotoğraf: Burçin Çobanoğlu-Şahver Koçulu

3 Ocak 2011 Pazartesi

Bize özel 2011 burç yorumları



 2011'in gelmesiyle birlikte başladık hemen sormaya ve de sorgulamaya; "Acaba bu yıl neler olacak hayatımda?" diye. Ben de hemen size cevap vermek adına Esin Coşkunırmak'a blog takipçilerimi nelerin beklediğini sordum. Umarım bu yıl her şey istediğiniz gibi olur.
Ben de sizin yorumlarınızı bekliyorum... 
Hepinize sağlık ve başarı dolu bir yıl diliyorum...

 

Koçlar ve yükseleni Koç olanlar
Yılın ilk yarısında hayatınızla ilgili önemli kararlar alma ve bunları harekete geçirmek için fırsatlar sizden yana olacak. Kişisel gelişiminizi olumlu yönde etkileyecek olaylara hazır olun.  İçinizde uyanan özgürlük ve değişim ihtiyacını, her zamankinden daha fazla hissedecek ve her zamankinden daha çabuk karar verip harekete geçeceksiniz. İş ve kariyer hedeflerinizde yeniden yapılanmalar söz konusu. Yeni işler, yeni hedefler ve değişime hazır olun. İkili ilişkiler alanında (eş/iş) sorumluluklarınızın artacağı bir süreçte olacaksınız. Yürümeyen ya da zorlayan ilişkilerinizi gözden geçirip, yeniden yapılandırabilir ya da tamamen sonlandırabilirsiniz. Haziran ayından itibaren kazancınızı artıracak olumlu etkilerin devreye girmesiyle birlikte yıl sonuna kadar maddi açıdan oldukça şanslı bir süreçte olacaksınız.  Nisan-Ağustos sürecinde başkaları için kendinizi feda edeceğiniz, ya da etmek zorunda kalacağınız olaylarla karşılaşabilirsiniz. Aldatılma ve yanılmalara karşı uyanık olmalı abartılı davranışlardan kaçınmalısınız.
Boğalar ve yükseleni Boğa olanlar
Yılın ilk yarısında maneviyat ve huzur arayışı içine girebilir, ruhsal anlamda kendinizi iyi hissettirecek aktivitelerde yer alabilir, çeşitli yardım kuruluşları ya da derneklerde aktif görevler üstlenebilirsiniz. Çevrenizde size ihtiyacı olanlara gerekli yardım ve desteği vermekten çekinmeyeceksiniz. Yurt dışına yönelik işler, yabancı ortaklar, hukuk, eğitim ve yayıncılık konularından herhangi biri ya da birkaçında daha güçlü olabilmek için köklü değişiklikler yaşayabilir, bu konularda yeniden yapılanma sürecine girebilirsiniz. Yılın ikinci yarısında hayatınızla ilgili önemli fırsatları yakalayacaksınız. Oldukça verimli geçecek bu süreçte koyduğunuz hedeflere ulaşmakta zorlanmayacaksınız. İş ve özel hayatınızla ilgili rutinler konusunda sorumluluklarınız artabilir. Astlarınızla ya da evde çalışanlarla ilgili sorunlar yaşayabilir ve bu sorunları ortadan kaldırabilmek için her zamankinden daha fazla gayret göstermek zorunda kalabilirsiniz. Bu koşuşturmalar esnasında sağlığınıza özen göstermeyi ihmal etmeyin. Nisan-Ağustos sürecinde arkadaşlar, sosyal ilişkiler, toplantı ve organizasyonlar konusunda aldatılma ve yanılmalara karşı dikkatli ve uyanık olmanız gerekiyor.

Kapak Çekiminden Keyifli notlar(ım)!


Gülücüklerle dolu bir kapak…
Bu ay, Tülay-Bülent Koç’un kızı; Melin ile stüdyoya girdik. Yine keyifli birkaç saat geçirerek size kapağımızı hazırladık. Son derece, sessiz sakin olan Melin, poz vermeden önce, stüdyoyu iyice bir keşfettikten sonra, makinelere de biraz ısınınca gülümsemeye başladı. Bazen fonun önünden kaçmaya çalışıp, dikkatini başka şeylere verse de aradaki kısacık poz verdiği zamanlarda yakaladığımız bu güzel karelerden kapağı seçerken bir hayli zorlandık… Her şey bittiğinde ise Melin’in uykusu gelmişti…

 

2 Ocak 2011 Pazar

Blog Dergisi 17. Sayı / "Aklınızdan Geçenleri Yapın!"

Yeni yıldan, her şeyin çok ama çok daha iyi olmasını istiyorum. Zaman kayıplarından oluşan bir yıl olmamasını her günümün “işte budur, bunu da yaptım, bu da olmamalıydı ama olması gereken buymuşu” diyebilmeyi daha fazla öğreten bir yıl olmasını istiyorum. Aslında ben bir önceki yılla yeni yılı birleştirmek istiyorum, sayılara takılı kalmadan. Birinin sonu, diğerinin başı, mutlu bir yıl demek olsun… Birazda siz sıralayabilir misiniz? Nelerdi yaşadıklarınız, neler olacak beklentileriniz?
Blog Dergisi'ni okumak için tıklayın(ız) !

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...