***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

***

...

30 Kasım 2010 Salı

Seninle Dergisi Röportajım :)



^^ Heyecanlıyım hem de çok... ^^

Bugüne kadar röportajlar yapan ben bu sefer değişiklik
yapıp röportaj verdim. Hem de takip ettiğim ve de en
beğendiğim kadın dergilerinden birine :) Evet evet
dolu dolu Seninle Dergisi'nin bir sayfasında da 
bu ay ben varım :) Röportajımı okumak için resmin
üzerine tıklamanız yeterli...

Blogumu okurlarıyla paylaşmama olanak sağladığı için
Deniz Vargeloğlu'na çok teşekkür ederim. :)

27 Kasım 2010 Cumartesi

Bu resim ne anlatıyor ?

Gülmeyi seviyor(um), seviyor(sun), seviyor... (uz?) 

Bir hikayesi olmalı her şeyin... Gülüşün, duruşun, bakışın bir anlamı olmalı...  

^^   Ta- Taaa- Taaaa - Taaaaam ;)   ^^
Evet evet her şeyin bir anlamı olmalı düşüncesindeyim bu aralar. Bu yüzden de bu kadrajı paylaşmak istedim sizinle.

^^ Sabrı anlatıyor,  mutluluğu anlatıyor...^^           
                                                                              
" Sabır mı? Sabır; Puzzle oyunu oynamak gibidir. Yavaş yavaş ve sakince parçaları birleştirirsin. Şekillendikçe, mutlu olursun. Çünkü ortaya çıkan şey senin emeğin, sabrın ve olacağına inandığın düşünce sonucu oluşmuştur. Bu yüzden de daha bir mutlu olursun." 

Peki ya sana ne ifade ediyor bu kadraj?

Yorumlarınızı merakla bekliyorum...            

Fotoğraf: Burçin Çobanoğlu & Şahver Koçulu (Teşekkürler)
Elbise: H&M
       

26 Kasım 2010 Cuma

İyiki doğdun...

Her şeyin mükemmel olması için kendinizi gereksiz yere strese sokmayın. Unutmayın bugün özel bir gün… Bu özel günde sakin olmanız ve işi organizatörlere bırakmanız en mantıklısı. Düşünsenize evde tek başınıza program yaparken günler öncesinden başlayan hazırlıkların sonrasında, o gün evinize gelen misafirleri ağırlarken fazlasıyla yorulacak ve bu güzel günden geriye aklınızda yorgunlukta kalacak.. Ama pastanızdan, hazırlayacağınız süslemelere kadar size yardımcı olacak birilerini veya bir orginazsyon firmasını bulursanız, size sadece günün keyfini çıkarmak kalacak. 

 
Öncelikle;  nasıl bir doğum günü istediğinize, kimleri davet edeceğinize, nasıl bir organizasyon yapmak istediğinize, nerede ve nasıl kutlayacağınıza karar verin!

24 Kasım 2010 Çarşamba

Ayna ayna söyle bana …

Kullandığınız kozmetik ürünler yüzünüzü güzelleştirip canlı, ışıl ışıl bir görünüm vereceği yerde alerjiye mi sebep oldu? Öyleyse bir de bitkisel ürünleri deneyin. Evde uygulayabileceğiniz pratik bilgileri işin ehli olan Suna Dumankaya’dan aldık. Güzel bir cilt için önce cildinizin yapısını bilmeli, sonra da doğru ürünleri kullanmanız gerektiğini unutmayın.


Bir spreyin içine; maden suyu, yarım limon suyu, yarım greyfurt suyu, 1 elma suyunu karıştırıp dolaba koyun ve her gün cildinize püskürtün.

21 Kasım 2010 Pazar

Bilun Şen: "Herkesin hayaline dokunuyorum."


Bilun Şen'in ilk tasarımı tamamen döküm malzemeden oluşan bir kolye idi.
Bilun Şen tasarımı masal anlatmak olarak tanımlıyor.
Tasarım yapmak Bilun Şen'i cesur, kendini ifade eden bir kahraman yapıyor.
Bilun Şen şimdilerde yılbaşı ürünleri ile uğraşıyor.
Bilun'un Galata'daki butik mağazasına mutlaka uğra, çünkü burada seni gerçek bir masal bekliyor.

Bilun'un diğer tasarımları için tıklayın!
"Yaşasıııın" diye başlamak istedim Bilun'un içten röportajına cevap olarak :) Yine sizler için keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Bilun Galata'daki atölyesinde hayalinizdekileri, hayalleriyle birleştirerek size çok güzel taçlar hazırlıyor. Vaktim yok derseniz, bir mail atıp istediğiniz şekli söyleyebilirsiniz, çünkü internetten de siparişinizi verebilirsiniz :) Gelin adayları eğer özel güne özel bir taç isterseniz yine adres doğru...

Bilun Şen kendisini nasıl bir taç tasarımıyla ifade eder?
Zaman zaman değişse de bütün renkleri, bütün canlıları, birde minik bir sarı voswosu eklediğim bir taçla ifade ederim kendimi. Renkler kendimi ifade etme biçimimin en güzel örneği. Uçuk renkler kullanıyorsam, huzur istediğimden, canlı ve karışık renkler kullanıyorsam hareket istediğimden...

Arkeoloji okumanıza rağmen aksesuarlara merakınız ne zaman başladı ve nasıl şekillendi?
Hayatımla ilgili önemli kararları orta okul döneminde aldım. Daha o zaman arkeolog olmak istediğimi söyledim ve yine o dönemde takılar yapmaya başladım. Yaptığım takıları takamadığım için, bir kısmını hediye ettim, bir kısmı da evde kalakaldı. Yaptığım ilk toka annemin tarak tokasını süsleyerek oluşturduğum bir tokaydı. Üniversiteye başladıktan sonra, küçük tokalar yapmaya başladım kendime. Artık genç bir kızdım ve süslenmeye başlamıştım :) Gel zaman git zaman yaptığım tokalar birikmeye başladı. Üniversiteyi bitirdim ve blog yazmaya başladım. Önce parkeoloji.com'da arkeoloji bilgilerimi paylaştım, sonra bilunsen.net'te kişisel beğenilerimi yazdım. İnternet ve sosyal ağlar hayatımızdaki önemini gün geçtikçe arttırmaya başladığında, bilundesign.com üzerinden tokalarımı satmaya karar verdim. Yapıp, biriktirdiğim tokalarım beğenildikçe ve insanlar olumlu tepkilerle geri dönünce daha farklı neler yapabilirim düşüncesinin beni sıkmadan ilerlememe sebebiyet vermesiyle tasarım dünyasına küçük bir adım attım ve son olarak Galata'da bir butik açtım. (Serdar-ı Ekrem sk. No: 4 Kat: 1 Galata / İstanbul)

14 Kasım 2010 Pazar

HatırlaDIĞINIZ, hatırlaYACAĞINIZ, hatırlaNDIĞINIZ mutlu bayramlara...



Herkeslere;

       Şeker tadında,
             Rugan ayakkabı heyecanında,
                    Kalabalık mutlulukların verdiği sevinçle,
                          Hoş sohbetlerin olduğu anlarla,
                                Ziyafet sofralarının hazırlandığı günlerde,
                                     Hep hatırlandığınız,
                                             Hatırlayacağınız,
                                                     Hatırladığınız
                                                      

                                                               Bayramlar diliyorum…

Geçen bayramda yazdım aşağıdaki yazıyı. Bu bayram da yazacağım ve sonraki tüm bayramlarda da...

--> Uzun zamandır gitmek isteyip de ertelediğiniz arkadaşınıza, eşinize, dostunuza gidin!
--> Konuşmak için bir sebep aradığınız, çok değer verdiğiniz, fakat bu aralar gönlünüzün kırgın olduğu kişiyi arayın!
--> Elinize bir kutu çikolatanın yanında, yüzünüzdeki bol gülümsemeyle gidin el öpmeye!
--> El öpmekten kaçınmayın!
--> Mesaj atmak yerine telefon açmayı tercih edin!
--> Eski bayramları hatırlayın ya da size anlatılanları
ve şimdi bir kez daha düşünün tatile gitmek mi, mutlu anları çoğaltmak mı?

11 Kasım 2010 Perşembe

"Motivasyonunuz sağlıklıysa, yaptığınız işlerde her zaman sağlıklı olur."

"Baylar bayanlar  bakar mısınız bana? / Canınız mı sıkkın acaba?"

Bu sözler Model grubunun Efes Pilsen için yazdığı ve birinci olduğu yaratıcı dijital pazarlama fikirlerini ödüllendirmek üzere düzenlenen"Dijital Age Awards" töreninde, "En yaratıcı Müzik/Ses Tasarımı Birincisi" ödülünü Model Grubu'na kazandıran cümleler....Röportajımı okumadan önce şarkıyı dinlemenizi tavsiye ediyorum...

Şarkıyı dinlemek için tıklayın!
 Efes Pilsen için düzenlediğiniz “sokakta hayat var” şarkınızla “En Yaratıcı Müzik/Ses Tasarımı” ödülünü kazandınız! Peki nasıl bir zamanda oluştu bu sözler ve çalışma?
Jingle macerası 2009 Aralık ayında Marka Konferansı’yla başladı. Marka Konferansı’nın 10.yıl dönümüydü ve “Marka” o sene gerçekten ezber bozmak ve insanları şaşırtmak istiyordu. Bunun için de bir çok güzel sürpriz hazırlamışlardı konferans boyunca. Ama kuşkusuz en büyük sürpriz bizdik. Zira böylesi önemli ve prestijli bir konferansta, sahnede genç bir rock grubu performans sergiliyordu. Hem de konuşmacıların konuşmaları esnasında bile :) İşte bu gerçekten ezber bozmaktı. Marka Konferansı’nın müzikal koordinatörlüğünü üstlenmemiz, geleneksel Marka Konferansı jingleını coverlamamız, ve diğer bir çok ezber bozan hareketimizin yanında yaptığımız bir diğer yenilik Marka Konferansı için iki adet jingle bestelemek ve bunları sahnede canlı olarak performe etmekti.

Model grubu ilk albümünü 2009 yılında çıkardı.

İşte bu jingle anlayışı açısından da ezber bozan bir hareketti. Çünkü yaptığımız jinglelar, bir ruhu, bir duruşu ve bir duygusu olan işlerdi. İşte “basit olsun, ağıza takılsın, markanın ismi geçsin” gibi düsturlarla hazırlanmış basit bir iş değildi ki bu sayede zaten sahnede performe edilebilecek niteliği kazanıyordu.

Marka-müzik-sahne üçlüsünün ne kadar güçlü bir enerji yayabileceğini gördü insanlar orada. Efes Pilsen de bunu hissetmiş olacak aynı enerjiyi “Sokakta Hayat Var” projesine taşımak istediğini belirtti. Biz de bu malum ödüllü parçamızı besteledik. Pek ayrıntılı bir brief de yoktu elimizde açıkçası. Projenin adını, konseptini ve amacını biliyorduk. Bu enerjiyi yansıtabilecek bir şarkı besteledik, hepsi bu. Daha sonra bir çok Sokakta Hayat Var organizasyonu gerçekleştirdik. Efes Pilsen’le beraber ve her etkinlikte de parçayı canlı olarak çaldık. Daha sonra da http://www.sokaktahayatvar.com/ kuruldu. Eğlenceli bir oyuna sahip hoş bir siteydi. E, doğal olarak sitede de, projenin resmi jingle’ı olarak bizim parçamız kullanıldı.

Veeee hediyeyi kazanan isim belli olduuuuu :))

Deniz'in Mutfağı için tıklayın!
Öncelikle yorum yapan, bloğumu takip eden tüm herkese çok teşekkür ederim....

Deniz'e de bu pastalarını okurlarımdan biriyle paylaştığı için ayrıca teşekkür ederim...

Pastayı kazanan şanslı isim ZEHRA YILDIZ oldu.


Zehra Yıldız; aslihan-gunduz@hotmail.com.tr adresime istediğin pasta şeklini, adresini, telefon numaranı ve de kısaca kendini anlatan bir mail atarsan Deniz pastanı hazırlamaya başlayacak....

Tekrardan herkese çok teşekkür ederim... 

Bloğu takibe devam.Yine güzel süprizlerim olacak....

4 Kasım 2010 Perşembe

Size pasta hediye ediyorum. Yer misiniz?

Arkadaşlar, yandaki ve aşağıdaki pastaların yani Deniz'in yaptığı pastaların tadına bakmak istiyorsanız eğer  düzenlediğimiz küçük yarışma için 11 Kasım'a kadar adınızı-soyadınızı yazarak yorumlarınızı bırakın... Sonrasında yapacağımız kura ile pastanızı hazırlayacağız...

Şansınız bol olsun...

Deniz'in mutfağı için tıklayın !

Yorum yapmak için tıklayın !

3 Kasım 2010 Çarşamba

Bu pastalar yemeye kıyamayacağınız türden...

Deniz'in leziz pastalarını görmek için tıklayın!!!
Yanda görmüş olduğunuz resim, bir alışveriş mağazasının vitrininden çekilmedi. Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Evet evet mağaza vitrininden değil marifetli mi marifetli Deniz'in mutfağından hazırlanan pastalardan birinin görseli sadece. Üstelik ki bunu altını çizmek istiyorum, Deniz, bunları yaparken herhangi bir kalıp kullanmıyor. Hepsini kafasında tasarlayıp, en küçük ayrıntılarla saatlerce uğraşıp, işte bu "ama ben bunu yiyememki" diyeceğiniz leziz pastaları yapıyor.

Kendini bir pasta tasarımıyla anlatır mısın bize Deniz?
Dışarıdan bakıldığında renkli, eğlenceli, şık, muntazam, içeride eş anne. Pastalarım gibi yani nasıl görünüyorsa öyle. Şaşırtmayan, beklendiği gibi :)

"Plansız ve kendiliğinden gelişen bu macera şimdi işim oldu. Sanırım çok da iyi oldu" diye başlayan cümlelerle bloğunda bu işe nasıl başladığının sinyallerini vermişsin. Eee nasıl oldu bu pasta yapımı işi?
Asıl mesleğim yani eğitimim spor akademisi. Antrenörlük mezunuyum, badminton antrenörüyüm. Fakat iş hayatıma bankacılıkla başladım ve bankacılıkla sona erdirdim. Çok yoğun ve stresli bir ortamda çalışıyordum dolayısı ile evlendikten sonra bıraktım. Çoluk çocuk derken o gün bugündür evde çalışıyorum:) Pastacılık tamamen tesadüf ile başladı. Komşum Aslı’nın oğlunun doğum günü pastasını yapalım dedik ve başladık internette araştırmalara. O güne kadar elime şeker hamuru almışlığım veya pasta yapmışlığımda yok. Neyse hemen internetten sipariş verdim şeker hamuru ile tanıştım. Ben pek sevdim kendilerini, oda beni sevmiş olacak ki o gün bugündür beraberiz:) Bu bahsettiğim tanışıklık öyle uzun zaman değil 6 ay öncesine dayanır. Daha sonra da eşe dosta evde denediklerimi ikram ederek devam ettim. Bir iki yakın çevreden sipariş derken bugüne geldim.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...